Evkolay.net BLOG
23 Ocak 2014

Gayrimenkul sektörü son zamanlar da gelişen ve teknolojiyi zorlayan sektörlerin başında yer almaktadır. Bu gelişmelere etki sağlayan etkenlerin ilk sırasında sektörün karlılık oranının her geçen gün artması ve buna karşılık olarak gayrimenkul materyallerin ülkemizde en belirgin yatırım olanaklarından biri olması gelmektedir. Gayrimenkul ürünleri Maslow Temel İhtiyaçlar Hiyerarşisi bağlamında incelendiğinde, gayrimenkullerin barınma ihtiyacını karşıladığını ve dolayısıyla sektörün de gıda sektörü gibi her zaman aktif bir sektör olarak ayakta duracağını görmekteyiz. Diğer yandan, ülkemizdeki arz ve talep dengelerine göz atarsak, konut fiyatlarının neden özellikle ülkemizde büyük şehirlerde çok yüksek olduğunu gözlemleyebiliriz.  Söz konusu pazar, yüksek arz açığına rağmen, yüksek fiyatlarla satılan gayrimenkullere talebin yüksek olduğu bir pazardır. 1999’da büyük felaketlerden olan deprem sonrasında gayrimenkul pazarında değişime yol açan temel bir unsur olarak gayrimenkul sektöründe ciddi bir kriz yaşanmıştır. Bu krize ilişkin belirtiler, işletme içi ve dışı sinyaller olmak üzere iki grupta ortaya çıkmıştır. İşletme içi sinyaller; yönetim yetersizliği, karar vermede aksaklıklar, iletişim sıkıntısı, finansal tablo göstergelerindeki istikrarsızlık, satışların düşmesi, işletme kaynaklarındaki, kapasite yetersizliğidir. İşletme dışı sinyaller ise; ekonomik, psikolojik, teknolojik, yasal sinyaller ve afetlerdir. Doğal bir afet olan deprem gayrimenkul sektöründe değişimi de beraberinde getirmiştir. İnşaat maliyetleri büyük ölçülerde artmış olsa da deprem sonrası yapılan ve satılan gayrimenkullerin fiyatları deprem öncesi fiyatlarla karşılaştırıldığında yaklaşık iki misli artmıştır. Deprem aslında bir kriz gibi gözükse de deprem sonrası gayrimenkul piyasası belli bir durgunluktan sonra deprem öncesinden bile daha aktif ve hareketli olmuştur. Bu yüzden literatürde bilindiği üzere bazı krizler bazı fırsatlar da yaratabilmektedir. Şu an itibarıyla arz açığı temeline bağlı kalarak yüksek fiyatlarla satılan gayrimenkuller bile çoğu zaman maket üzerinden satılmaktadır. Dolayısıyla, pazar dinamik bir yapıda gelişmektedir. Buna rağmen, geleneksel pazarlama stratejilerinin yerine artık modern pazarlama tekniklerine ihtiyaç vardır. Bu ihtiyaç geçmişte yapılan birçok pazarlama hatasından ötürü sektöre duyulan güvensizliğin ve imaj eksikliğinin ortadan kaldırılmasını ve pazarlama stratejilerinin müşteri odaklı oluşturması gerekliliğini beraberinde getirmektedir. Buna ilave olarak değişen müşteri talepleri incelenmeli ve tatmin edilmelidir. Bu amaçla, işletmeler ellerindeki tüm kaynakları farklı müşterilerin farklı ihtiyaçlarını anlamaya yönlendirmeli, bu kaynakları farklı müşterilerin farklı ihtiyaçlarına göre ürün veya hizmet üretim süreç ve teknolojilerine ayırmalıdır.

Müşteri tarafından gözlemlendiğin de gayrimenkul sektörün de iki temel müşteri profili vardır. İlki, mal sahibi olarak ifade edilen kişiler, ikincisi ise malı talep eden (gayrimenkulü kiralamak isteyen veya satın almak isteyen) kişilerdir. Standart olarak gerçekleştirilen pazarlama tekniklerinin çoğunda sektörde bulunan işletmeler birinci müşterilere daha çok yönelmişlerdir. Çünkü, geleneksel satış ve pazarlama felsefelerine göre şayet portföyleri daha güçlü olursa ikinci müşteri olarak ifade edilen müşterilerin onları daha çok talep edeceğini düşünmüşlerdir. Bir başka deyişle, geleneksel gayrimenkul işletmeleri daha çok portföy odaklı faaliyet göstermiş ve gayrimenkul portföyleri ne kadar güçlü olursa müşterilerin onları daha çok talep edeceğini düşünmüşlerdir. Oysa ki bu aşamada pazarlamanın temel etkeni göz ardı edilmiştir. Pazarlamada talep yaratmak ve bu talebin satın alma faaliyeti ile desteklenmesi gerekmektedir. Bundan da öteye tüketicilerin bilmedikleri bir ürün veya hizmet hakkında talepleri olamaz. Söz konusu işletmelerin gayrimenkulleri çok iyi olabilir, fakat işletmeler o ürünleri pazarlayamadıkları sürece müşterilerin haberdar olması imkansızdır. Bu yüzden iletişim gereklidir, bunun için ilk aşamada biçimlendirilmiş bir iletişim gereklidir. Reklamın iletişim amacı bilindiği gibi tarafsız bir iletişim değil, tam tersine üretici tarafından bilinçli olarak yönlendirilmiş, biçimlendirilmiş bir iletişimdir. Bu nedenle portföy odaklılık yanında bu portföyleri hedef kitlelere reklam yoluyla tanıtmak reklam alanlarını genişletmek gerekmektedir. www.evkolay.net Rekabetin yoğun yaşandığı günümüzde aynı ürünü satan birçok işletmeyi düşünürsek pazarda tek olmak zordur, dolayısıyla müşteri odaklılık gerekmektedir. Başarılı işletmeler sadece satış odaklı olmamalı, hizmeti sunduktan sonra da müşteri memnuniyetine önem vermelidirler.

http://www.evkolay.net

Blog Kategorileri
EMLAK PORTALI (8)
Satılık Daire (5)
Kiralık Daire (1)
DAİRE BAKIMI (12)
SAĞLIK (1)
SİZDEN GELENLER (22)
ŞEHİRLERİMİZ (4)
Evkolay.net sitesinde kullanıcılar tarafından sağlanan her türlü ilan, bilgi, içerik ve görselin gerçekliği, orijinalliği, güvenliği ve doğruluğuna ilişkin sorumluluk bu içerikleri giren kullanıcıya ait olup, Evkolay.net’in bu hususlarla ilgili herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır.